
ADD Sinop
Şube Başkanı Av. Yalçın OĞUZ’ un Menemen olayının 79. yıldönümün nedeni ile
yaptığı açıklama.
Bugün
23 Aralık 2009 Menemende İrticai bir ayaklanma sonucu Mustafa Fehmi Kubilay ile
Bekçi Hasan ve Şevki’nin Şehit edilişinin 79. yıldönümüdür. Bu olay Cumhuriyet
tarihimize sürülen en büyük kara lekedir.
Hiç
kuşku yok ki, bu alçakça kalkışma Türk ulusunun yüreğine gömülen yiğit
insanların kişiliğinde, çağdaş uygarlık yolunda ilerleyen genç Türkiye Cumhuriyetine
ve onun evrensel değerlerine yönelmiştir.
Nakşibendi Tarikatının üyesi Derviş Mehmet ve hempalarının
planladığı, hazırlık evresinden sonra “Din elden gidiyor”,”Şeriat İsteriz”
çığlıklarıyla başlattığı hareket, tarihte birçok kez örneğine tanık olunan, emperyalizmin
güdümünde ve desteğinde dini kara amaçları için kullanan gerici bir
ayaklanmadır.
Ayaklanmanın hemen ardından güvenlik güçleri gereken
önlemleri alır. Ayaklanma bastırılır. Sıkıyönetim ilan edilir. Olaylar sırasında
gereken ilgiyi, sorumluluğu göstermeyen kamu görevlileri hakkında yasal işlem
yapılır, görevden el çektirilir.
Geniş çaplı
soruşturmaların ardından olaya karışanlar, eylemi yönlendirenler tutuklanarak
hemen yargılanırlar. Yargılamalar sonucunda, eylemli olarak Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasını zorla kaldırmaya girişen ve yardım eden 32 kişi idam, 73 kişi de
çeşitli hapis cezalarına çarptırılır.
Çankaya’da Cumhurbaşkanı
Gazi Atatürk, Başbakan İnönü, Meclis Başkanı General Kazım Özalp,
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Savunma Bakanı Zekai
Bey’in, 7 Ocak 1931 günü, katıldıkları toplantıda, Menemen olayına ilişkin
değerlendirmelerde bulunulur. Olaya bölgesel değil, genel olarak bakılması
gerekliliği, olayın irticai, tertip ve siyasi olduğu saptandıktan sonra, olaya
karışanların ve ilgisi olanların cezalandırılmaları konusunda gereğinin
ivedilikle yapılması kararına varılır.
Karşı
değerlendirmeler sürerken Kazım Paşa toplantıda: “Nakşibendi oluşumu siyasidir,
bütün isyanlar bunun hareketi ile başlamıştır. Bu tarikat zararlı bir
yılandır, yok edilmelidir” der.
Yedek Subay
öğretmen Kubilay’ın, gericilik girişimi sırasında görevini yaparken şehit
edilmesinden dolayı Cumhuriyet Ordusuna başsağlığı dileyen Atatürk, 28
Aralık 1930 günü, Türk Silahlı Kuvvetlerine gönderdiği iletide, bazı
Menemenliler tarafından olayın hoş görülmesinin de bağışlanamayacak bir
davranış olduğunu belirtir:
“Kubilay
Bey’in şehit edilmesinde gericilerin gösterdiği vahşilik karşısında Menemen’deki
halktan bazılarının alkışla onaylamaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanseverler
için utanılacak bir olaydır. Vatanı savunmak için yetiştirilen, içteki her
politika ve ayrılığın dışında ve üstünde saygın bir konumda bulunan Türk
subayının, gericiler karşısındaki yüksek görevinin yurttaşlar tarafından yalnız
saygıyla karşılandığına kuşku yoktur. Menemen’de halktan bazılarının hataları
bütün millette acıya boğmuştur.”
Atatürk,
saldırının ulus tarafından Cumhuriyetin canına kıyma girişimi olarak görüldüğünü
ve saldırganlardan hesap sorulacağını kesin bir dille açıklar:
“İstilanın acılığını
tatmış bir yörede genç ve kahraman Yedek Subayın uğradığı saldırıyı, milletin
bizzat Cumhuriyet’e karşı bir suikast
girişimi olarak kabul ettiği ve saldırganlarla, teşvikçileri ona göre takip edeceği kesindir.”
Atatürk
tüm Cumhuriyet’i koruma ve kollama konusunda tüm görevlileri uyarır:
“Hepimizin
dikkati bu sorundaki görevlerimizin gereklerini duyarlılıkla ve gerektiği gibi
yerine getirmeğe yöneliktir.”
Ve Devrim
şehidinin kanının Cumhuriyet’i onurlandırdığını, güçlendirdiğini vurgular:
“Büyük
Ordu’nun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin idealist öğretmenler topluluğunun
değerli üyesi Kubilay Bey’in temiz kanı ile Cumhuriyet’in haysiyetini tazelenmiş ve kuvvetlendirilmiş
olacaktır.”
Cumhuriyet
öncesinde ve sonrasında, üstelik Ulusal Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı
sırasında bile işgal ordularıyla savaşırken, Ulusalcı Güçlerin karşısına her
zaman gerici, ırkçı bölücü ve emperyalistlerle işbirliği yapan bir hain kitle
çıkmıştır ve her defasında da tepelenmiştir.
Menemen olayından sonra
olayın olduğu yerde Kubilay adına bir anıt dikilmiş ve üzerine “İnandılar,
Dövüştüler, Öldüler. Bıraktıkları Emanetin Bekçisiyiz” yazıyor.
Atatürk’ün ve Cumhuriyet Yöneticilerinin Genç Türkiye Cumhuriyetine
yönelik dış destekli gerici, bölücü, hain eylemlere karşı takındığı ödünsüz
tutumlar ve aldığı önlemler bugünkü iktidar sahiplerine de örnek olmalıdır.Oysa emperyalist A.B.D. ve A.B. nin Türkiye ye yıllardır dayattığı yeni Sevr karşısında,ne
acıdır ki bugün iktidarda Anayasa Mahkemesince “Laiklik karşıtı eylemlerin
odağı olduğu “ kesinleşen bir siyasi parti bulunmaktadır.
Büyük Atatürk’ün yobazlarla mücadelede ne kadar haklı olduğunu bugünde
görmek mümkündür. Bugün bu gerici olaydan ders almayanlar, Türkiye de Kubilay’ı
şehit eden gözü dönmüş mürtecilere özenerek din elden gidiyor, şeriat nizamı
getirilmelidir diyenler bulunmaktadır. Atatürk’ün kurduğu Demokratik, Laik,ve Sosyal Hukuk Devletini yok ederek Türkiye’yi şeriat
devleti yapmaya çalışanlar ,ulusumuzu ve devletimizi bölmek ve ortaçağ
karanlıklarına götürmek isteyenler vardır. Maalesef bunlar içinde devleti
yönetenler de vardır. Ama tarih ders almak içindir. Ders alınabildiği kadar
tarih önemlidir.
Menemende gencecik bir Öğretmen Asteğmen hiç çekinmeden bu gericilerle
mücadele için canını feda etmiştir. Bugün bu olaylardan ders almayanlar
bilmelidir ki Atatürk’ün kurduğu Laik, Çağdaş ve sosyal hukuk devletini
İlelebet yaşatmak için milyonlarca genç Kubilaylar hazır beklemektedir.
İçten ve dıştan haince amaçlarla kuşatılan Türkiye Cumhuriyetine,
Atatürkçü/Kemalist güçler bugün her zamankinden daha fazla sahip çıkmalıdır.
Atatürk devriminin gücü ülkemiz üzerinde kirli
hesaplar yapan karanlık güçlerin amaçladıkları planları boşa çıkartacaktır.
Bu
duygularla bir kere daha aziz Menemen şehitlerimiz huzurunda saygı ve minnet
ile eğilirken büyük Türk Milletine baş sağlığı dilerim.
Av. Yalçın OĞUZ
Atatürkçü Düşünce Derneği
Sinop Şube Başkanı